İdeal Bir İnsan ve Topluma Dair Konuşmalar
İdeal Bir İnsan ve Topluma Dair Konuşmalar

İdeal Bir İnsan ve Topluma Dair Konuşmalar

İdeal Bir İnsan ve Topluma Dair Konuşmalar adlı felsefi eser,Konfüçyüs'ün öğrencileriyle yaptığı konuşmaların Konfüçyüs'ün ölümünden sonra bir araya getirilmesiyle oluşturulmuşur. Lun-yü yani Konfüçyüs'ün Konuşmaları olarak da bilinir.Bu konuşmalar uyulacak ahlaki ilkeler, Çin'in toplumsal düzeni, ideal bir insanın ve toplumun nasıl olması gerektiği, dinsel törenler ve devlet yönetimi üzerinedir.

     İdeal Bir İnsan ve Topluma Dair Konuşmalar, Kadim Çin'de en önemli felsefi eserlerden biriydi. Günümüzde dahi sadece Asya Kıtası'nı etkilemekle kalmamış bütün Dünyada felsefe ve sosyoloji gibi alanlarda çok önemli bir eser niteliğine sahiptir.

     Konfüçyüs'ün en büyük amacı ideal bir insan oluşturarak bu yolda ideal bir toplum kurmaktı. Bu amaç çerçevesinde Konfüçyüs öğrencileriyle olan konuşmalarının bütününde belli başlı terimleri kullanmıştır. Bu terimleri bilmek Konfüçyüs'ün konuşmalarını anlamamıza yardım eder. Ayrıca Konfüçyüs kullandığı bu terimleri o zamanda kullanılan anlamlarından değişik bir şekilde kullanmıştır.Kimi zaman terimin anlamı genişlerken kimi zaman ise başka bir anlamda kulanılmıştır. Bu belli başlı terimler ise şunlardır;

     ''Li'' terimi: Konfüçyüs kendi öğretim sistemi çerçevesinde özellikle ''Li'' ye büyük önem vermiştir. ''Li'' terimi uygun davranışlar, terbiye gerekleri, toplum kuralları ve son olarak da dinsel törenleri içerir. ''Li'' esasında Çin asiller sınıfının gelenekçi sanatıdır. Yani ''Li'' o dönemde hem dinsel törenlerin nasıl yerine getirileceğini hem de devlet işlerinde görev yapacak olan alt sosyal sınıfa nezaket kurallarını öğreten bir gelenek sanatıdır. ''Li'' yi öğretisinde kullanmak isteyen filozof Konfüçyüs ise asiller tarafından kullanılan ''Li'' nin tehlikelerini düşünmüş ve bu yüzden ''Li'' nin aslında özyapıyı işleyen ve davranışları yöneten bir araç olduğunu açıklamıştır. Konfüçyüs asiller sınıfı tarafından kullanılan ''Li'' nin tehlikelerini anlatırken demiştir ki; ''Nezaket 'Li' ile kaynaşamazsa adı jest olur; cesaret 'Li' ile uyuşamazsa devrimci ruh doğar; içtenlik 'Li' ile bağdaşamazsa küstahlık doğurur; erdemi olmayan kişinin ise 'Li' ile ilgisi yoktur.''

Böylece Konfüçyüs ''Li'' yi asiller sınıfının kullandığı şekilde değil, daha çok, özyapıyı işleyen bir kural olarak ele alıp onu kendi anlayışına göre geliştirmiş ve eğitim için bunun çok önemli olduğunu belirterek öğretisinde kullanmıştır. Konfüçyüs'ün ''Li'' si uygar bir insanı, duygularını denetleyemeyen kaba bir insandan ayırt etmeyi kolaylaştırır.

     ''Tao'' terimi Konfüçyüs'ün felsefi öğretisinin merkezidir. ''Tao'' terimi hem Konfüçyüs'ten önce hem de ondan sonraki yazılarda ''yol; yönetmek;davranmak ve anlamak'' anlamlarında kullanılan bir terimdir. Konfüçyüs ise Lun-yü'de yani öğrencileriyle yaptığı konuşmalarında bu terimi diğer anlamlarını da içine almakla birlikte daha geniş bir anlamda kullanmıştır. Konfüçyüs'e göre ''Tao'', kişilerin ve devletin izlemesi gereken doğru yoldur.Böylece ''Tao'' terimi erdemi, adaleti, inceliği, içtenliği, ve saygıyı da içine alır. ''Tao'' terimi müzik ve ''Li'' terimine çok sıkı bir şekilde bağlıdır. Bu terim Konfüçyüs öğretisine göre insanların kötü işler yapmasını engelleyip insanlar arasındaki arkadaşlığı sağlar ve sonuç olarak ise Tao' ya sahip halk gerektiği gibi yönetilecek ve ahlak ilkeleri de yeryüzünde egemen olacaktır.

     ''Hsiao'' terimi: En eski çağlarda ve de Konfüçyüs zamanında aile bağlarına saygısızlık edenlerin ''Gök'' tarafından cezalandırılacakları inancı hakimdi. Konfüçyüs bu inancı ele alarak ''Hsiao'' inancını oluşturmuştur. Bu inanç çerçevesinde önce aile üyelerinin birbirlerine karşı olan ödevleri düşünülmüş ve sonrasında bu genişletilerek hükümdarla halk arasındaki bağları kapsamıştır. Buna göre ''Hsiao'' genel anlamıyla bütün erdemlerin kökü, göğün yolu ve insanın bir ödevidir.

     ''Jen'' terimi: Bu terim Lun-yü 'de ,insanların birbirine karşı gösterdikleri ince duyguları, sevgiyi, erdemi, iyilikseverliği, iyiliği ve ilkeli insanı içine alır. Böylece ahlak çerçevesinde bulunan bu terim, konuşmaların bir çok yerinde geçen ''Te'' yani ''Erdem'' ile aynı anlamda kullanılmıştır

     ''T'ien'' terimi: Eski Çin'de Chou Sülalesi döneminde (M.Ö. 1050 - 247) tanrısal güç ''Tien'' olarak kabul edilmişti. Ancak Konfüçyüs öğretisindeki ''Tien'' başkadır. Konfüçyüs'e göre ''Tien'' o zaman anlaşıldığı gibi gökte ikamet eden, kötü hükümdarları cezalandırıp yeni hanedanlar kuran ve erdemli olanları ödüllendiren ataların ortak adı değildir. Konfüçyüs'ün öğretisinde kullandığı ''Tien'' ,kişisel olmayan ahlaksal bir güç , en yüce varlık ve doğanın düzeni ve kendisiydi. Buna göre ''Tien'' her şeyin üstündeki varlık olan Tanrı'dır.

     ''T'ien-ming'' terimi ise üstün varlık olan ''Tien'' in istemi ve buyruğu anlamında kullanılmıştır. Böylece ''T'ien-ming'' e yazgı, kader denebilir.

     ''Chün-tzu'' kelime anlamı olarak ''hükümdar oğlu'' demektir ve asaleti ifade eder  ancak Konfüçyüs bu terime öğretisinde kullanırken farklı bir anlam yüklemiştir. Bu terimi şu şekilde ifade edebiliriz ki; Konfüçyüs'ün amaçlarından biri olan ideal insan ; akıllı, atılgan, incelikli ve törelerine bağlı, hırsı olmayan, alçakgönüllü bir insan demek olan ''Chün-tzu'' dur.

     ''Shıh'' terimi Konfüçyüs tarafından öğrencilerine verilen bir örnektir aslında. Konfüçyüs'ün öğretisinde kullandığı ''Shıh'' terimi bir beyefendi gibi davranan, erdemli ve dürüst bir insanı karşılar.