Hector' ın Mutluluk Arayışı (2014)
Hector' ın Mutluluk Arayışı (2014)

Hector' ın Mutluluk Arayışı (2014)

Film Adı: Hector’ ın Mutluluk Arayışı (Hector and the Search for Happiness)

Yönetmen: Peter Chelsom

Yapım Yılı: 2014

Yazar: François Lelord (Roman), Maria von Heland (Senaryo), Peter Chelsom (Senaryo) ,Tinker Lindsay (Senaryo)

IMDB Puanı: 7,0

Film Süresi: 2 saat

‘’Hector’ ın Mutluluk Arayışı’’ Fransız psikiyatrist ve yazar François Lelord’ un aynı adlı kitabından filme uyarlamadır. Kitabını okumasam da başrol oyuncusu Simon Pegg’i gördükten sonra filmi izlemeye karar verdim. Gayet güzel bir film ve izlemenizi tavsiye ederim. Bu yazımda filmin, dolayısıyla kitabın ana konusunu anladığım oranda anlatıyorum. Her birimizin yaşamında yer alan geniş ve önemli bir konusu var: Mutluluk.

Filmin Özeti: Genç ve başarılı bir psikiyatrist olan Hector, monoton bir yaşam sürmektedir. Kendini belirli bir yaşam şekli içine hapsetmiş ve günlerini bu şekilde geçirmektedir. Kendisini seven ve bu monoton yaşamını destekleyen sevgilisi ile birlikte yaşayan Hector, hastalarına karşı da klasik bir psikiyatr bakışıyla yaklaşır. (Soruya soruyla cevap vermeyi seven psikiyatr tipinden bahsediyorum) Hastalarından biri olan medyum kadın, aslında işlerinin ne kadar benzer olduğunu söyler. Hector’ ın ‘’tarafsız saçmalamalarını’’, ‘’şeffaf olmasını’’ kendisinin de işinde bolca kullandığını söyleyip kendini sahtekar gibi hissettiğini söyleyince Hector içinde bulunduğu durumu anlar. Hastalarını dikkatle dinler, onlara ilaçlar yazar ama sorunlarını tam olarak çözememektedir. Mutluluk arayışı içinde kendisine gelen hastalarına aradıklarını veremediğini anlayan Hector, medyumun da dediği gibi kendini ve mesleğini bir nevi gereksiz bir uğraş ve sahtekarlık olarak görür. İnsanlara danışmanlık yaptığı halde kendisinin dahi mutlu olmadığını fark eder. Bu durumun üzerinde oluşturduğu baskı nedeniyle de kendine isyan eder. Ancak Hector, sorununun çözümünü bilir. Mutluluğun ne olduğunu bilmeyen biri başkalarına da anlatamaz. Kitaplarda okuduğu cümleleri, anlamadan, robot gibi tekrar ederek hastalarının sorunlarını çözemeyeceğini anlar. Mutluluğun ne olduğunu öğrenmelidir. Mutluluğu tecrübe etmeli ve net bir şekilde anlatabilmelidir. Ancak bu şekilde hayatı ve mesleği anlam kazanacaktır. Vardığı bu sonuçla birlikte Hector, mutluluğun ne olduğunu anlamak için dünya turuna çıkar. Bu dünya turu aynı zamanda Hector’ ın kendi mutluluğunu aramasıdır. İç dünyasına ve geçmişine, bilinç altına da yaptığı bir yolculuktur. Böylece Hector’ ın mutluluk arayışı başlar.

Not: Bu noktadan sonrası filmin ilerleyen aşamalarını büyük ölçüde aydınlatacağı için filmi izlemeyi düşünenler okumasa daha iyi olur. Filmi izledikten sonra buraya geri dönüp sizin anladıklarınızı benim anladıklarımla karşılaştırabilirsiniz.

Filmin Konusu: Hector’ ın mutluluk arayışını izlerken kendimce çıkardığım sonuçları şu ‘’tez’’ çerçevesinde açıklamayı düşünüyorum. Gerçi her ne kadar ‘’tez’’ desem de bu konuda yaptığım herhangi bir bilimsel çalışma veya araştırma yok. Siz benim bu tezimi bir ‘’iddia’’ olarak da düşünebilirsiniz.

‘’Yokluk ve varlık birbirini tamamlar, tanımlar ve anlam verir.’’

Bu tezi konumuz olan mutluluğa uygulayacak olursak şu sonuca varabiliriz: ‘’Mutsuzluk (yani mutluluğun yokluğu) mutluluğa anlam verir.’’ Bu düşünceyi yazımın ilerleyen aşamalarında filmle birlikte açıklayacağım.

Mutluluk nedir? Bu soruya hemen herkesin farklı bir cevabı vardır. Farklı yaşamlar ve tecrübeler farklı mutluluklar oluşturur. Aile, eş, arkadaşlık, para, iş, hayal, güç gibi pek çok etken mutluluğumuzu etkiler. Bu noktada mutluluğun olup olmadığını tartışmıyorum pek tabi. Duygularımızdan biri olan mutluluğun çok çeşitli yollarla gün yüzüne çıkabileceğini söylüyorum. Hepimiz hayatımızın bir döneminde mutluluğu az da olsa tatmışızdır. Ama zamanının büyük çoğunluğunda mutlu olan insan sayısı azdır. İnsan olarak pek çok duyguya sahibiz. Mutluluk, mutsuzluk, keder, korku, endişe gibi duygular hayatımız boyunca bize eşlik eder. Ancak bu duygular eşit bir şekilde dağılmaz hayatımıza. Tecrübelerimiz doğrultusunda dağılırlar ve hayatımızı etkilerler. Diğer bir deyişle, biz kendimiz bu duygularla hayatımızı etkileriz.

Bazı insanların hayatı büyük oranda mutsuzlukla geçer veya diğer duygularla. Mutluluk çok az uğrar bu insanlara. Halbuki mutluluk da tıpkı diğer duygular gibi doğamızın bir parçasıdır ve en az diğer duygular kadar hayatımızda yer almalıdır. Buna rağmen mutluluğu bizden uzak tutan bir şeyler vardır. Peki nedir mutluluğu bizden uzak tutan bu şeyler? Mutluluğa nasıl ulaşabiliriz? Film bize bu soruların cevaplarını veriyor.

Mutluluk, hayatın doğal halinde bolca bulunur. Normalde en az diğer duygular kadar mutluluk da hayatımızda yer alır. Ancak yaptığımız bazı hatalar nedeniyle mutluluğu kendimizden uzaklaştırırız.  Yaptığımız en büyük hatalardan biri ‘’mutsuzluktan kaçmak’’ tır. Filmde Hector’ ın yaptığı hata da budur. Hector, geçmişinde yaşadığı bazı mutsuzluk veren, acı tecrübelerle yüzleşmez. Geçmişindeki tatsız olaylarla yüzleşmek yerine bu tarz olaylara bir daha tanık olmamak için arkasına dahi bakmadan kaçar. İlerleyen yaşlarında ise bütün hayatını buna göre şekillendirir. Her gününü belli kalıplar içinde yaşar, yeni şeyler tecrübe etmez, herhangi bir ihtiyacı ya da endişesi yoktur. Çünkü Hector, mutlu olmak için mutsuzluğa sebep olabilecek her şeyi hayatının dışına itmiştir. Çok güzel ve kendisini seven bir sevgilisi vardır. Gayet tatmin edici bir işi vardır. Geçim yani para derdi yoktur. Öyleki yıllardır danışmanlık ücretlerine zam bile yapmaz. Sonuç olarak Hector, bu düzenli ve bazı insanlar için ideal sayılabilecek hayatında mutsuz değildir. Ancak mutlu da değildir.

Hector’ ın yaşadığı ve günlük hayatımızda pek çoğumuzun yaptığı bu ‘’mutsuzluktan kaçmak’’ hatasını şu hal gayet güzel bir şekilde anlatır: Gece kendini içkiye verip bütün dertlerinden kaçan ve bir anlığına da olsa mutluluğu hisseden ama ertesi gün içkinin verdiği baş ağrısıyla birlikte bütün sorunlarını tekrar karşısında bulan birinin umutsuzluğa geri düşmesi hali.

Mutluluk hayatın doğal halinde, diğer birçok duyguyla birlikte bulunur. Hüzün, sevinç, korku, endişe, heyecan gibi duygular birbirini tamamlar ve anlam katar. Bu duyguları renkler olarak düşünürsek hayatımızda pek çok renk olduğunu görürüz. İdeal olan ise ‘’rengarenk bir yaşam’’ sürmektir. Bu rengarenk yaşam siyah, gri, kahverengi gibi kapalı renkleri de bulundurur. Yani keder, hüzün, endişe gibi nispeten negatif olan duygular da ideal bir yaşamda bulunması gereken duygulardır. Böylece dengeli ve ideal denebilecek bir yaşama ulaşılır. Çünkü hayatımızda bize mutsuzluk verecek olay ve durumların bulunması, tam tersi olan olay ve durumlardan duymamız gereken mutluluk duygusunu anlamamıza yardım eder. Burada ‘’kendinizi mutsuz edecek şeyler yapın’’ demiyorum pek tabi. Demek istediğim hayatı her yönüyle, olduğu gibi kabul edip yaşayın. Yeni şeyler tecrübe etmekten kaçınmayın. Mutluluğunuzu arttırmak için mutsuzluğunuzdan kaçmayın.

Hector sonunda mutsuz olmadığı hayatının onu mutlu etmediğini kabullenince yolculuğa çıkar. Rahat ve dertsiz, tasasız yaşamından ayrılır ve pek çok tatsız olay ve zorluğa sebep olabilecek, belirsiz bir yolculuk olarak dünya turuna çıkar. Yeni bir şeyler tecrübe ederek yeni duyguların hayatına girmesine izin verir. Bu yolculuğunda diğer insanların mutlulukları ve mutsuzlukları ile karşılaşan Hector, bir yandan da kendi mutsuzluğuyla yüzleşip mutlu olması için ne kadar da çok nedeni olduğunu ve bunları bilse de anlamadığını görür. Evet, bilmek ve anlamak birbirinden çok farklı olan iki durum. Günümüzde hayatlarımız o kadar hızlı akıyor ki bildiğimiz şeyler üzerinde düşünmüyor, bunları anlamıyoruz. Anlamadığımız onca bilgi ise bir kenarda, hayatımızı etkilemekten uzakta, öylece duruyor. Bizim onları anlamamızı bekliyor. Halbuki anlaşılan bir bilgi, anlaşılmayan bin bilgiden iyi olabilir.

Zorluklarla yüzleşen insanlar mutluluğu daha net bir şekilde görüyorlar. Pek çoğumuz mutluluğu, rahat ve mutsuzluktan uzak bir yaşamda bulacağımızı düşünerek buna göre hayatımızı inşa ederiz. Hayalini kurduğumuz o rahat yaşama ulaşınca ise elde ettiğimiz mutluluk uzun ömürlü değildir. Zamanla azalan mutluluğumuz yerine kendimizi tatmin yolları ararız bu seferde. Mutluluğu devam ettirmek için yemek, içmek, sinema, hobi, spor gibi eğlencelere yöneliriz. Hatta bazıları rahat ve monoton yaşamlarının sıkıcılığından kurtulmak için ekstrem sporlara yönelir. Yamaç paraşütü, ayağa ip bağlayarak yüksek yerden atlamak (bungee jumping) gibi çok çeşitli faaliyetlerle heyecan, korku gibi duygularını ön plana çıkarırlar. Hayatlarının monotonluğu karşısında bu gibi tecrübelerle gelen duygular geçici de olsa mutluluk duygusu vererek mutlu olduklarına yönelik bir tatmin oluşturur.  Rahatlık ancak rahatsızlık çeken kişiye mutluluk verir. Diğer bir deyişle rahatlık, rahatsızlıkla yüz yüze olan bir kişi için saf bir mutluluk kaynağı olabilir.

Şimdi size filmde yer alan bazı karakterleri ve bunların mutluluk ve mutsuzluklarını anlatacağım. Böylece mutluluk ve mutsuzluk arasındaki ilişkiyi çok daha iyi anlayabiliriz.

Hector:

İngiltere’ de lüks bir yaşamı, prestijli bir mesleği ve güzel bir sevgilisi olan Hector mutsuzdur. Çünkü geçmişinde yaşadığı bazı mutsuz tecrübelerden kaçmış ve bunlarla bir daha yüzleşmemek için mutsuzluğuna sebep olabilecek her tür durumu hayatının dışına itmiştir. Hayatı her gün aynı şekilde, beklenmedik bir şey olmadan, değişmeyen bir kalıp çerçevesinde geçmekte. Heyecan yok, korku yok, hüzün yok. Sadece, mutlu olduğuna kendini inandırması için ara sıra sahip olduğu tatmin duygusu var. Mutsuzluğu, rahatsızlığı, esareti, yokluğu tatmayan Hector, günlük yaşamında kendisini inanılmaz derecede mutlu edebilecek onca şeyi fark etmiyor, anlamıyor.

İş adamı Edward:

Zengin bir iş adamı olan Edward, sırf paraya sahip olduğu için ayrı bir mutluluk duymuyor. Kimileri ‘’para mutluluktur’’ dese de bu kişi için paranın mutluluğuna pek bir etkisi yok. Sadece aracı. Hayatında onu gerçekten memnun eden, ona mutluluk veren şey ise çalışması. Daha doğrusu çalışmanın verdiği zorluk. Yanlış anlamadıysam çocuğu ölmüş ve eşiyle boşanmışlar. Bu durumdaki bir adamın boş vakitleri ise en büyük mutsuzluğu olabilir. Emeklilik yaşı yaklaştığı halde emekli olmak istemiyor. Çok zengin olduğu halde daha çok kazanmak için sürekli kendine yeni hedefler belirleyip bu hedeflere ulaşmak için canla başla çalışıyor. Çok çalışmanın verdiği zorluk, rahatsızlık ise bu zengin iş adamının kendine ayırdığı boş vakitlerinde az da olsa mutlu olmasını sağlıyor. Emekli olursa ve bütün zamanı boş vakit olursa, bu boş vakitlerden hiçbir mutluluk duymayacağını biliyor. Bu yüzden işini bırakıp artık dinlenmek yerine sürekli çalışıyor ve çalışırken en azından ona mutluluk verecek bir şey olduğunu biliyor.

Ying Li:

Kendi ifadesiyle utanç duyduğu bir iş yapıyor. Para karşılığı insanların cinsel arzularını gideren bu kadının hayatını eleştirmiyorum. Amacım Ying Li’ nin mutsuzluğu ve mutluluğunu belirtmek. Hayatın talihsizlikleri sonucu Ying Li, filmden anladığım kadarıyla, hiç de istemediği bir yaşam sürüyor ve bu yüzden mutsuz. Vücudunu arzulayan ve bunun için para ödeyen onca erkek olmasına rağmen, saf duygularla Ying Li’ yi seven ve ona nazik davranan kimse yok. Pek çok genç kızın hayalini kurduğu, masum bir aşktan mahrum. Ying Li’ nin hayatında aşk ve sevgi yok. Aşk ve sevgiye sahip olmadığı için bu iki duygunun verebileceği mutluluğun farkında. Bu yüzden Hector’ ın saflığı, iyiliği, kibarlığı ve kendisine gösterdiği sevgisi karşılığında çok mutlu olan Ying Li, yemek davetini de büyük bir mutlulukla kabul eder. Yalnız bu aşamaya kadar ikisinin de bilmediği bir nokta var. Hector, Ying Li’ nin işinden habersizdir ve Ying Li onun için barda karşılaştığı güzel bir kadından başkası değildir. Ying Li ise Hector’ ın bir müşteri değil de barda karşılaştığı ilginç bir psikiyatristten başka biri olmadığını düşünür. Gerçekler gün yüzüne çıktığında ve Hector’ ın aslında kendisi için para ödediğini öğrenen Ying Li çok üzülür ve Hector’ ın onu kandırdığını söyleyerek kısa süren mutluluğunun son bulmasını göz yaşlarıyla izler. Ying Li’ nin Hector ile birlikte olması için ödemeyi ise Hector’ dan habersiz olarak Edward yapmıştır. Ying Li’ nin işini ve onun için ödeme yapıldığını öğrenen Hector’ da Ying Li’ nin onu aldattığını düşünür. Böylece bu ikisinin mutluluğu uzun sürmez. Sevgiden yoksun bir kadın saf bir sevginin varlığından büyük bir mutluluk duyabilir.

Fakir İşçi Kadınlar:

Hector, Ying Li ile kafede otururken sokakta yerde oturup gayet mutlu bir şekilde sohbet eden kadınları fark eder. Ying Li’ nin açıklamasına göre; paraları olmadığı için kafede oturmak yerine yerde oturuyorlar. Fakir yaşamlar süren bu kadınlar kırsal kesimden gelip burada çalışıyorlar ve kazandıkları parayı da ailelerine gönderiyorlar. Çok zor şartlarda çalışmaları üzerine yaptıkları bir günlük tatilde ise arkadaşlarıyla bir arada, sokakta oturup çekirdek çitleyerek sohbet etmeleri onlar için çok büyük bir mutluluk kaynağı. Fakir oldukları için kazandıkları para, aileleri ve onlar için başlı başına bir mutluluk kaynağı. Ayrıca çalışmanın zorluğunu gayet iyi bilen bu kadınlar için bir günlük tatil de ayrı bir mutluluk kaynağı. Çalışmak zorunda oldukları için evlerini bırakıp şehre gelen ve çalışmaktan başka uğraşları olmayan bu insanlar için birkaç tane de olsa arkadaşlarının varlığı da mutlu olmaları için bir sebep. Yani; paranın yokluğu, çalışmanın sıkıntısı, yalnızlık gibi mutsuzluğa sebep olan bu üç durum; kazandıkları üç kuruş para, yaptıkları bir günlük tatil, arkadaşlarının varlığı gibi üç mutluluk kaynağını onlar için gözler önüne seriyor. Sokakta mutlu bir şekilde oturan bu kadınların yanından yürüyüp geçen onca zengin, rahat ama mutsuz iş adamının varlığı ise gayet güzel bir zıtlık oluşturuyor.

Keşiş:

Kanun kaçağı olan ve hapiste kalan keşiş, ailesini ve sevdiklerini kaybettiği halde hala çok mutlu olabiliyor. Nasıl bu kadar mutlu olabildiğini soran Hector’ a verdiği cevap ise tam olarak konumuzu anlatıyor: ‘’Çünkü çok şey yaşadım.’’ Bu cevabını kısaca şöyle açıklayabilirim: Geçmişinde bu kadar çok şey yaşadığı için, mutsuzluğu bildiği için, etrafında onu mutlu edecek bir sürü şey olduğunu görüyor ve anlıyor. İşte bu yüzden, her türlü duyguyu tecrübe eden bu adam, mutluluğu görebiliyor çevresinde. Hector’ ın mutluluk arayışında olduğunu duyunca verdiği cevap ise: ‘’Ne aradığımızdan çok neyden kaçındığımız daha önemli’’ deyince Hector, mutsuzluktan kaçınmanın mutluluğa giden yol olmadığı sonucuna varır. Buna rağmen, yolculuğunda insanların mutluluğuna ve mutsuzluğuna tanık olsa da henüz mutluluğu tam olarak açıklayamaz. Bu yüzden yolculuğuna devam eder.

Afrikalı Kadın:

Afrika’ nın günümüzde dahi içinde bulunduğu durumun pek çoğumuz farkındadır. Ama bu yazının konusu bu durumun nedenlerinden ziyade bu durum içinde bulunan insanların mutluluk ve mutsuzluğa bakış açısı. Filmde anlatıldığı üzere Afrika’ nın bu bölgesinde çeteler, suç örgütleri, silahlı çatışmalar var. Böyle bir ortamda yaşayan bu kadın için mutluluk; ev, aile ve çocuklarının normal bir yaşam sürebilmesi gibi durumlar etrafında oluşuyor. Halbuki; güvenli ve rahat bölgelerde yaşayan kaç insan sadece bunlardan büyük bir mutluluk duyar. Çok fazla olmasa gerek. Hatta bazıları evden uzaklaşmaya çalışır, ailesinden kaçar ve normal bir yaşam onlar için en büyük can sıkıntısını anlatır. Çünkü evi tehdit altında değildir, ailesinden kimseyi kaybetmemiştir ve can güvenliğinin olmadığı bir bölgede yaşamamıştır. Bu gibi durumları tecrübe etmediği için anlamaz. Anlamadığı için şu anda sahip olduklarının değerini de bilmez. ‘’Çatışma bölgesine gidin de normal bir yaşamın mutluluğunu anlayın’’ demiyorum tabi. Hayatın karşınıza çıkarabileceği olumsuz duygulardan kaçmayın sadece. Bunlarla yüzleşin. Kendinizi Hector gibi kaplumbağa kabuğunun içine çekmeyin.

Filmde daha pek çok karakter var. Hepsinin durumunu ayrı ayrı yazmak gayet uzun sürebilir. Bu yüzden verdiğim örnekleri bunlarla sınırlıyorum. Filmin anlatmak istediğini açıklamaya yetecek kadar örnek olduğunu düşünüyorum. Ek bir örnek olarak filmde yer alan şu sahneyi açıklamak isterim: Hector Afrika’ da esir alındığında ve günlerce süren esaretten sonra özgürlüğüne tekrar kavuştuğunda, sadece yürüyor ve koşabiliyor olmaktan çok büyük bir mutluluk duydu. Küçük bir alanda esir olmanın ne demek olduğunu anlamıştır artık. Ömrü boyunca yürümeye ve koşmaya fırsatı olmasına ve çoğu zaman bunu bir rahatsızlık, yorgunluk olarak görmesine rağmen, ilk defa ne derece güzel ve rahatlatıcı bir şey olduğunu anlar.

Önceden de dediğim gibi farklı hayatlar farklı tecrübeler getirir ve farklı tecrübeler farklı mutlulukları anlamamıza yardım eder. Filmde yer alan ve yukarıda yazdığım karakterlerin mutluluğunu kendiniz de yaşamak istiyorsanız kendinizi o karakterlerin yaşadığı zor durumlara koymak zorunda değilsiniz. Dikkat etmişsinizdir belki; yazımın pek çok yerinde ‘’anlamak’’ kelimesini kullandım. Çevrenizde her zaman mutluluk olduğunu ama bunu günlük yaşantımızda göremediğimizi anladığınız zaman mutluluğu daha net hissedebilirsiniz. Bunu da empati yaparak başarabilirsiniz sanırım. Çok susadığınızda içtiğiniz bir bardak suyun verdiği mutluluğu düşünün. Bu basit ve herkesin uygulayabileceği örnek üzerinden yola çıkarak çevrenizde olan bir sürü mutluluk kaynağını anlayın. Çevrenize, yaşamınıza karşı bakış açınızı bir anda değiştirmek  ve hemen mutluluğun en üst seviyelerine çıkmak mümkün olmayabilir. Ama burada anlatılanları hemen unutmayıp yavaş yavaş hayatınıza uygulamaya, bakış açınızı değiştirmeye çalışırsanız eminim olumlu gelişmeler elde edersiniz. 

Kısacası; hayatı tecrübe etmekten kaçmayan bir insan mutsuzluk, korku, endişe gibi pek çok olumsuz duyguyu tecrübe edebilir. Buna karşılık bu olumsuz duyguları anlayan aynı insan mutluluk duygusunu net olarak görür. Filmin sonunda dünya turuyla birlikte pek çok tecrübe edinen Hector, geçmişiyle de yüzleşir. Mutluluk değerlerini tespit eden makineyi kafasına taktığında ise üzerinde araştırma yapılan kimse de görülmeyen değerler okunur. Hector gerçek mutluluğa ulaşmış insanlardan biridir. Tatmin duygusunun ötesine geçmiştir. Dünya turunda yaşadığı olumsuz tecrübeler, sürekli etrafında bulunan ama daha önce görmediği mutluluğu net olarak gün yüzüne çıkarır. Hector artık mutludur.

Son olarak belirtmek gerekir ki; filmin sonunda Keşiş’ in Hector’ a yol göstermesiyle Hector’ ın mutluluk konusunda ulaştığı sonuç şudur: ‘’Hepimiz mutlu olmak zorundayız.’’ Diğer bir deyişle ‘’Hepimizin mutlu olmak gibi bir sorumluluğu var.’’ Bu iki cümleyi şöyle anlayabiliriz bence; hepimiz hayatı olduğu gibi, acısıyla, tatlısıyla, her türlü tecrübeyle yaşamak zorundayız. Hayatın bütün renklerini anladığımızda mutluluğun rengini net bir şekilde görebiliriz. Bu yüzden, hayatın mutsuzluğundan kaçıp da sadece mutlu olmak gibi bir düşünce peşinde koşmamalıyız.

Kötü olan iyi olana anlam verir.

Mutsuzluk mutluluğa anlam verir.