Babil Kulesi
Babil Kulesi
Babil Kulesi
Babil Kulesi
Babil Kulesi
Babil Kulesi

Babil Kulesi

          Babil Kulesi, gelmiş geçmiş eserlerin en muhteşemi olarak tarihe geçmiştir. Ne var ki bunu doğrulamak pek mümkün değildir. Çünkü Babil Kulesi’ nin günümüzde yıkıntıları dahi kalmamış ve efsane haline dönüşmüştür. Babil Kulesi hem tarihi kaynaklarda hem de Musa Peygambere gönderilen kutsal kitap Tevrat’ ta anılmaktadır. Efsaneler arasında yer alan Babil Kulesi hakkında başka söylenceler de olsa bu yazıda sadece bu iki açıdan bilgi verilecektir.

       Tarihi kayıtlara göre; Babil Kulesi 90 metre boyundadır ve 7 katlıdır. Birinci kat 33, ikinci kat 18, üç, dört, beş ve altıncı katlar 6, yedinci kat ise 15 metre yüksekliğindedir. Kulenin en üst katı olan 7. Kat, emsalsiz mavi çinilerle bezenmiştir. Kulenin hangi tarihte ve kim tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. M.Ö. 689 yılında, Asur Kralı Sanherip, Babil’i ele geçirince bütün şehirle birlikte kuleyi de yıkmıştır. Sanherip’ in yerine geçen Asarhaddon, onüç yıllık uğraş sonucu kuleyi yeniden inşa ettirmiştir. Daha sonra bölgeyi işgal eden Pers Kralı Kserkes kuleyi yıkmıştır. İlerleyen zamanda Makedonya Kralı Büyük İskender Asya Seferi çerçevesinde bölgeyi ele geçirip burasını büyük devletinin başkenti yapmak istemiştir. Kulenin methi kendisine kadar gelen Makedonyalı İskender kuleyi tekrar yaptırmak amacıyla yıkıntılarını temizlettiyse de ölümü üzerine bu isteğini gerçekleştirememiştir. İskender’ in genç yaşta ölümü üzerine inşaatına dahi başlanamayan kuleden geriye yıkıntıları dahi kalmamış ve efsanelere karışmıştır.

        Tevrat Babil Kulesinden şöyle bahseder: Büyük Tufan’ dan sonra Hazreti Nuh’ un oğulları, Sinar’ da yerleşmişler. Burada çok büyük bir şehir kurmak istemişler. Öyle bir şehir ki tüm insanların bu aynı şehirde yaşayacağı, dünyaya dağılmayacağı, herkesin aynı dilde konuştuğu bir şehir. Bu şehrin ortasına bir de kule yapmak istemişler. Öyle bir kule ki yeryüzünde bir ikincisi bulunmayacak, göklere dek ulaşacak, insanların dağılmasını engelleyip bir arada tutacak bir kule.

Bu niyetlerle yapımına başlanan kule tamamlanamamıştır. Bütün insanların bir arada yaşamasını istemeyen, yeryüzüne dağılmalarını isteyen Tanrı, kule inşaatı sırasında orada yaşayan bütün insanların dillerini karıştırmış. Herkes farklı diller konuşmaya başlayıp birbirlerini anlayamamış ve sonuç olarak yeryüzünün dört tarafına dağılmıştır. Bu nedenle şehre ‘’Babil’’ adı verilmiş. ‘’Babil’’ İbranice ‘’Kargaşa’’ anlamını çağrıştırdığı için adını bu şehirde çıkan kargaşadan almıştır. Böylece Tanrı’ nın emriyle insanlar yeryüzüne dağılmıştır.

      Babil Kulesi hakkındaki bu efsane nedeniyle yeryüzündeki bütün dillerin aynı kaynaktan çıktığını ileri sürenler olmuştur. İddialarına da bu olayı kaynak göstermişlerdir. Bahsi geçen şehirde Hz. Nuh’ un torunlarının sayısına göre 72 farklı dil türediğine ve Hz. Nuh’un üç oğlu olan Sam, Ham ve Yasef’ in torunları olarak topluluklar teşkil ettiklerine yönelik inanç bütün Ortaçağ boyunca devam etmiştir. Günümüzde dahi dillerin doğuşu ve insanların yeryüzüne dağılışı konularında ileri sürülen fikirlerden kimileri bu efsaneye dayanmaktadır.